Kısa cevap: Borç yönetiminde işin özü, borcun tutarına değil maliyetine ve nakit akışınıza bakmaktır. Ben kendi borçlarımı toparlarken en çok işe yarayan üç şeyi şöyle sıralayabilirim: tüm borçları tek bir tabloya yazmak, faiz oranı en yüksek olandan başlayarak kapatmak ve aylık taksit toplamını net gelirimin üçte birinin altında tutmak. Bu üç kural, borç yönetimi ve kredi riski konusundaki panik hissini büyük ölçüde ortadan kaldırıyor; çünkü artık tahmin etmiyor, ölçüyorsunuz.
Uzun süre "taksitim 2.500 lira, ödeyebiliyorum" diye düşündüm. Yanlış bakış açısıydı. Taksit, borcun büyüklüğünü değil sadece vadeye yayılmış halini gösteriyor. Aynı tutarı 12 ay yerine 36 ayda ödediğimde taksit düşüyor ama toplam ödediğim faiz katlanıyordu.
Bir hafta sonu oturup elimdeki her borcu şu başlıklarla yazdım:
Tablo bitince şaşırdım: en büyük borcum konut kredimdi ama beni en çok yoran, tutarı küçük olan kredi kartı bakiyesiydi. Çünkü kart borcunun maliyeti, ihtiyaç kredimin neredeyse iki katıydı. Kredi karşılaştırması yaparken de aynı hatayı yapıyoruz; taksite bakıp toplam geri ödemeyi görmezden geliyoruz.
Karar aşamasındaysanız, bankaların vitrindeki faiz oranı tek başına yeterli bir kıstas değil. Ben şu tabloyu her teklif için dolduruyorum:
| Kalem | Neden önemli | Sorulacak soru |
|---|---|---|
| Toplam geri ödeme | Gerçek maliyeti gösterir | Vade sonunda ne kadar ödemiş olacağım? |
| Yıllık maliyet oranı | Masrafları da içerir | Faiz dışında hangi ücretler var? |
| Erken kapatma | Esnekliği belirler | Ara ödeme yaparsam kesinti oluyor mu? |
| Sigorta zorunluluğu | Gizli maliyet | İsteğe bağlı mı, zorunlu mu? |
| Taksit erteleme | Kriz anında kalkan | Erteleme faizi nasıl işliyor? |
Bir keresinde faizi 0,3 puan düşük görünen bir teklifi elemiştim; çünkü hayat sigortası ve dosya masrafı eklendiğinde toplam geri ödemesi diğerinden yüksekti. Bu tür detaylar için banka seçimi ve hesap ücretleri konusunu da ayrıca çalışmak gerekiyor, çünkü aynı bankada maaş müşterisi olmak bazen faizden daha çok tasarruf sağlıyor.
Matematiksel olarak en ucuzu bu. Asgari ödemeleri tüm borçlara yapıp, artan parayı en yüksek faizli borca yığıyorsunuz. Ben kredi kartı bakiyesini bu yöntemle sekiz ayda sıfırladım ve hesabıma göre yaklaşık dört maaşlık faiz ödemesinden kurtuldum.
Psikolojik olarak daha güçlü. Küçük borçları kapattıkça listeniz kısalıyor, motivasyon geliyor. Eşimin tercihi buydu; sayısal olarak biraz daha pahalıya geldi ama o süreçte bir kez bile pes etmedi. Disiplinde zorlanıyorsanız pahalı ama uygulanabilir yöntem, ucuz ama yarıda bıraktığınız yöntemden iyidir.
Borç birleştirme kredisi, yüksek faizli birden çok borcu tek ve daha ucuz bir krediye çevirdiğinizde işe yarar. Tuzak şurada: vade uzuyor, taksit düşüyor, rahatladığınızı sanıyorsunuz ve boşalan kartı tekrar kullanmaya başlıyorsunuz. Ben birleştirme yaptığımda kartın limitini gelirimin yarısına indirttim; yoksa aynı yere altı ay içinde geri dönerdim.
Birleştirme bir çözüm değil, çözüm için kazanılmış zamandır. O zamanı bütçeyi düzeltmek için kullanmazsanız borç geri gelir.
Bu oranları hane bütçesi çalışmasıyla birlikte gözden geçirdiğinizde, borcu kapatma hızınız ile emeklilik için biriktirme hızınız arasında da dengeli bir bölüşüm kurabiliyorsunuz. Ben yüksek faizli borç varken yatırım yapmayı erteledim; ama işverenin katkı sağladığı emeklilik planına ödeme yapmayı hiç kes