Kısa cevap: Gayrimenkul, doğru fiyattan alındığında hem kira geliri hem değer artışı sunan güçlü bir varlık; ama likit değil, yönetim emeği istiyor ve maliyetlerinin büyük kısmı ilk bakışta görünmüyor. Ben gayrimenkul yatırım karlılığını "brüt kira / fiyat" oranına bakarak değil, tüm masrafları düştükten sonra kalan net nakit akışına ve elde kalan sermayenin getirisine bakarak değerlendiriyorum. Yıllık net getiri, aynı dönemde risksiz mevduat faizinin belirgin şekilde altındaysa o gayrimenkulün tek dayanağı değer artışı beklentisi oluyor — ki bu beklenti garanti değil.
Yıllar önce aldığım ilk yatırım amaçlı daireyi hesap makinesiyle değil, heyecanla seçtim. "Kirası aidatı zaten karşılar, üstü kâr" diye düşünmüştüm. İlk on iki ayın sonunda tabloyu çıkardığımda gördüm ki: iki ay boş kalmış, banyoda tesisat değişmiş, emlakçı komisyonu ödenmiş, kira gelir vergisi çıkmış. Kâğıt üstünde makul görünen getiri, gerçekte yarıya inmişti. O günden beri hiçbir gayrimenkul kararını, en az beş yıllık bir nakit akışı tablosu kurmadan vermiyorum.
Üç ayrı sayıya bakıyorum ve üçünü karıştırmıyorum:
Örnek bir hesap kurgusu, sayıların nasıl eridiğini göstermek için:
| Kalem | Yıllık etki |
|---|---|
| Brüt kira geliri | 100 birim |
| Boşluk (ortalama 1 ay) | −8 birim |
| Aidat + emlak vergisi + sigorta | −15 birim |
| Bakım/onarım karşılığı | −10 birim |
| Kira gelir vergisi (istisna sonrası) | −12 birim |
| Elde kalan net | ≈ 55 birim |
Yani brüt görünen getirinin yarısına yakınını baştan silmeye alışmak gerekiyor. Bu oranlar konuma, binanın yaşına ve kiracı profiline göre değişiyor; ama "brütü ikiye böl, sonra konuş" kuralı beni bugüne kadar yanıltmadı.
Kredi, getiriyi büyütebilir de yok edebilir de. Basit kural şu: kredi faizi, gayrimenkulün toplam getirisinin (kira + değer artışı) altındaysa kaldıraç işinize yarar; üstündeyse her ay cebinizden para çıkar ve siz buna "yatırım" dersiniz. Ben kredi teklifi alırken sadece faiz oranına değil, dosya masrafı ve sigortalarla birlikte oluşan toplam maliyete bakıyorum; bankalar arasındaki fark aylık taksitte küçük, on yıllık toplamda ciddi rakamlara ulaşabiliyor. Kredi karşılaştırması yapmadan sözleşmeye oturmak, en pahalı acelelerden biri.
Bir sınır da koyuyorum: konut kredisi taksiti, hane gelirinin üçte birini geçiyorsa o yatırımı erteliyorum. Nakit akışı sıkışınca insan iyi bir yatırımı bile kötü bir fiyata satmak zorunda kalıyor.
Bence tam olarak değil — o bir barınma kararı, içinde yatırım unsuru olan bir tüketim. Kira ödememek bir tasarruf sağlar, ama peşinat olarak yatırdığınız para artık başka hiçbir yerde çalışmaz ve satmadıkça o değer artışını harcayamazsınız. Ben kararı şöyle veriyorum: aynı semtte 5 yıl kalacaksam ve taksit, ödediğim kiraya yakınsa satın alma mantıklı. 2–3 yılda taşınma ihtimalim varsa alım–satım masrafları kazancı yiyor; kiralayıp farkı düzenli yatırıma yönlendirmek daha rasyonel.
| Kriter | Gayrimenkul | Mevduat/Tahvil | Fon/Hisse |
|---|---|---|---|
| Likid |