Kısa cevap: Paranızı 3-6 ay içinde kullanmayacaksanız vadeli mevduat, ne zaman ihtiyaç duyacağınızı bilmiyorsanız günlük faiz işleyen birikim hesabı mantıklı. Ben kendi birikimimi ikiye böldüm: acil durum parası her an çekilebilen bir hesapta duruyor, geri kalanı 32 günlük vadeyle dönüyor. Tasarruf hesabı faiz getiri hesabı yaparken tek başına ilan edilen orana bakmak yanıltıcı; stopajı, hesap işletim ücretini ve vadeyi bozduğunuzda ne kaybedeceğinizi aynı tabloya koymadan karar vermeyin.
Yıllarca "en yüksek faizi kim veriyor" sorusuyla banka banka dolaştım, sonra fark ettim ki asıl soru bu değilmiş. Asıl soru şu: bu paraya ne zaman dokunacağım?
Çünkü en yüksek faizi veren ürün genellikle en uzun vadeli olanıdır ve vadeyi bozduğunuz anda o faizin neredeyse tamamını kaybedersiniz. Bir keresinde 6 aylık vadeye bağladığım parayı ikinci ayda beklenmedik bir masraf yüzünden çekmek zorunda kaldım. Bankanın uyguladığı vadesiz faiz oranı neredeyse sıfırdı; iki aylık kazancım silinmiş oldu. O günden sonra kendime basit bir kural koydum:
| Ürün | Likidite | Faiz mantığı | Kimin işine yarar |
|---|---|---|---|
| Vadesiz hesap | Anında | Çoğunlukla yok veya sembolik | Günlük harcama, maaş akışı |
| Günlük faizli birikim hesabı | Anında / 1 iş günü | Kalan bakiyeye günlük işler | Acil durum fonu |
| Kısa vadeli mevduat | Vade sonunda | Vade boyunca sabit | Yakın hedefli birikim |
| Uzun vadeli mevduat | Vade sonunda | Sabit, genelde daha yüksek | Faizin düşeceğini düşünenler |
| Katılım hesabı | Vade sonunda | Kâr payı, önceden garanti edilmez | Faizsiz çalışmak isteyenler |
Vitrindeki oranı görüp heveslenmeden önce üç şeyi çıkarın:
Mevduat faizinden gelir vergisi stopajı kesilir ve oran vadeye göre değişir; genellikle vade uzadıkça kesinti oranı düşer. Yani iki bankanın brüt oranı aynıysa bile, farklı vadelerde net getiriniz farklı olabilir. Ben artık bankaya sorduğumda doğrudan "vade sonunda hesabıma net kaç lira geçecek" diye soruyorum. Brüt oran tartışması orada bitiyor.
Küçük tutarlarda bu kalem faizin ciddi bir kısmını yiyebilir. Hesap ücretleri ve banka hizmetleri konusunu ayrıca incelemenizi öneririm; özellikle dijital bankaların masrafsız hesapları küçük birikimlerde fark yaratıyor.
"Yeni müşteriye", "sadece ilk vadede", "başka bankadan gelen paraya" gibi kısıtlar çok yaygın. İkinci vadede oran normale döner ve otomatik yenileme açıksa siz farkına bile varmazsınız. Vade dönümlerini takvime yazın; ben ayda bir yaptığım kontrolde sadece oranı yeniden konuşarak kayda değer bir fark yakaladım.
Vade sonunda faizi çekmek yerine anaparaya ekletirseniz, bir sonraki dönemde faiz daha büyük bir tutar üzerinden işler. Kısa vadelerde bu fark küçük görünür ama üç dört yıl boyunca hiç dokunmadan döndürdüğünüzde etkisi hissedilir hale gelir. Otomatik yenilemeyi "anapara + faiz" şeklinde ayarlamak, hiçbir efor gerektirmeyen tek kazanç yöntemi.
Buna bir de düzenli ekleme yaparsanız iş değişir. Maaş gününün ertesi güne otomatik talimat koydum; para elime geçmeden hesaba gidiyor. Hane bütçesi tarafını oturtmadan bu talimatı vermek zor, o yüzden gelir gider planlamanızı önce netleştirin.
Hayır. Tasarruf hesabının işi sermayeyi korumak ve makul bir getiri sağlamak. Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde net getiri, alım gücünüzü korumaya yetmeyebilir. Böyle zamanlarda mantıklı olan şey tasarruf hesabından vazgeçmek değil, katmanlı düşünmek:
Üçüncü katmanı tamamen mevduatta tutmak, uzun vadede masada ciddi getiri bırakmak anlamına gelir. Yatırıma yeni başlıyorsanız önce ilk adımlar rehberine göz atın; ama acil durum fonunuz tamamlanmadan o tarafa geçmenizi k